logo
header_img_1
header_title_1
Kurdî | English
  • ANASAYFA
  • PARTİ
    • TÜZÜK
    • PROGRAM
    • KURUCU ÜYELER
    • PARTİ TARİHİ
    • ŞEHİTLERİMİZ
  • YÖNETİM
    • EŞ BAŞKANLAR
    • PARTİ MECLİSİ
    • MYK
    • DİSİPLİN KURULU
    • KOMİSYONLAR
    • YURTDIŞI TEMSİLCİLİKLERİ
  • TBMM GURUBU
    • GRUP BAŞKAN VEKİLİ
    • GRUP YÖNETİM KURULU
    • BLOK - BDP MİLLETVEKİLLERİ
  • BELEDİYELER
  • KADIN MECLİSİ
  • İL ÖRGÜTLERİ
  • SEÇİMLER
    • 2011 GENEL SEÇİM
  • İLETİŞİM
BDP › HABERLER › Manşet › Demirtaş: Bu ülkede Kürde düşen 'Berxwedan jiyane'dir

Demirtaş: Bu ülkede Kürde düşen 'Berxwedan jiyane'dir

Partimizin grup toplantısında konuşan Eşbaşkanımız Selahattin Demirtaş, gündemin çok yoğun olduğunu belirterek başladığı konuşmasında İstanbul Beşiktaş Adliyesi'nde bugün son duruşması görülecek olan Hrant Dink davası ve Dink'in 19 Ocak'ta katledilmesinin yıldönümü ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yakın tarihin bu kadar alenen ve açık bir şekilde işlenmiş ve üstü örtülmeye çalışılan başka bir davası olmadığına vurgu yapan Demirtaş, hem soruşturma hem dava sürecinde adaletin nasıl yönlendirildiğine ve siyasi erkin belirleyiciliğine tanıklık ettiklerinin altını çizdi. Cinayetin arkasında olan güçlerin yerine, bir iki kişinin yargılandığına dikkat çeken Demirtaş, cinayetin işlendiği dönemin Emniyet Müdürü'nün, AKP tarafından Vali yapıldığını, dönemin valisinin de müsteşar yapıldığına dikkat çekti. Hrant'ın dostları "Bitti" demeyinceye kadar bu davanın bitmeyeceğini ifade eden Demirtaş, "Bugün duruşma sonuçlansa da bu cinayetin arkasındaki güçler ortaya çıkmadan bu dava bitmez, bitmeyecek. AKP'liler 'namus davası' demişlerdi bu dava için. Bakalım namuslarının arkasından ne çıkacak" dedi. Demirtaş ayrıca KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle başsağlığı dileklerinde bulundu. 

'Safsatalara inanmıyoruz'
Hrant Dink davasının görüldüğü Beşiktaş Adliyesi'nde dün geceden beri BDP'ye yönelik komploların soruşturmasının yürütüldüğünü ifade eden Demirtaş, daha arkadaşları mahkemedeyken Siirt'te ve İstanbul'da operasyonların devam ettiğini belirtti. Siyasi komplolarla güne uyandıklarını belirten Demirtaş, sürdürülen operasyonların siyasi soykırım zihniyetiyle olduğunu, bu operasyonların hukuk, adalet operasyonları olmadığını defalarca söylediklerini hatırlattı. Demirtaş, "Bizim arkadaşlarımız gerçekten suç işlemiş olsa davalar olsun. Fakat bu davaların tamamı Bakanlar Kurulu'nda planlanıp hayata geçiriliyor. Mahkemelerde değil. Tutuklanmalarına 'Güvenlik zirveleri'nde karar veriliyor. Mahkemelerde değil. AKP'nin polisi sadece bunları uyguluyor. Bu nedenle 'Derin yapılarla uğraşıyoruz. Demokratik siyasetin önünü açıyoruz' şeklindeki safsatalara inanmıyoruz. AKP'yi tanıyan kimseyi de buna inandıramazlar" diye konuştu.

'Mesajı aldık ama asla boyun eğmeyeceğiz'
AKP'nin sandıkta yenemediği BDP'yi hukuk hileleri ile alt etmeye çalıştığını söyleyen Demirtaş, bu operasyonların nasıl yapıldığını herkesin bildiğini dile getirdi. AKP'nin talimatıyla savcıların polislerin dokunulmazlığı olan milletvekillerinin evini bastığını hatırlatan Demirtaş, bunu bir hukuk faciası olarak değerlendirdi. Demirtaş, "Milletvekillerinin evlerini basıyorlar. Bilgisayarlarına el koyuyorlar. Sonra da 'milletvekilinin evi olduğunu bilmiyorduk' deyip gidiyorlar. Üç gün önce Sayın Leyla Zana'yı tehdit edeceksin. Sonra evini basacaksın. Suç işlenmiş gibi yapıp, haberimiz yok diyeceksin. Biz mesajı aldık. Ama biz bu mesaja boyun eğmiyoruz. Bunları çıldırtan bu kadar pervasızlaştıran budur" dedi. Tarihin bunları açığa çıkaracağının altını çizen Demirtaş, 27 Haziran 2007'de hayatını kaybeden DEP eski milletvekili Orhan Doğan'ın evinin basılmasındaki mesajı da aldıklarını ifade ederek, "Rahmetli Orhan Doğan'ın evini de mi yanlışlıkla bastınız. Mesaj net: 'Ölmüş de olsanız, eski vekiller de olsanız, kadın da olsanız, çocuk da olsanız bu faşizmden vazgeçmiyoruz' diyorlar. Mesaj budur. Leyla hanımın evinin adresini Parlamento da, karakol da, istihbarat da, polis de çok iyi biliyor. Siyasi mesajlar veren operasyonlardır bunlar" ifadesini kullandı.

'Görüşme notlarını okumayan siyasetçi değildir'
Bugün sabah saatlerinde tutuklanan 31 Kürt siyasetçisinden olan Van eski Milletvekili ve BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Fatma Kurtulan ile DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'a tek bir soru sorulduğunu belirten Demirtaş, tutanakları göstererek, "Görüşme notlarının size maille gönderildiği anlaşılmıştır. Sizin okuduğunuz da tespit edilmiştir. Bunları okumanızın nedeni nedir? Bunu söyleyiniz?" sorusunun sorulduğunu kaydetti. Demirtaş, bir iki gün sonra basında yer alan PKK lideri Abdullah Öcalan'a ait görüşme notlarının okunmasının tutuklanma gerekçesi olduğunu belirtti. Tuncer Bakırhan'ın da "Ben siyasetçiyim. Elbette okurum, değerlendiririm" dediğini ifade eden Demirtaş, "Evet KCK operasyonları işte budur. Polisin müthiş başarısı, ortaya çıkarılan derin yapı budur! Ben bu ülkede savcı olsam şayet okumamışsa o görüşme notlarını onun siyasetinden şüphelenirim. Siz bu ülkede siyaset yapacaksınız. Ama İmralı'da ne konuşulmuş bunları okumayacaksınız. Görüşme notlarını okumayan bu ülkede siyaset yapamaz. Herkes okuyor. Başbakan, Adalet Bakanı anında okuyor. Ama BDP okuyamaz. Onları okumadan strateji belirleyemiyorlar. Ama BDP okuyamaz. Tutuklama gerekçeleri bu. Bu kadar basit. Tutuklayan hangi devlet: Roboskide 19'u çocuk 35 kişiyi savaş uçaklarıyla katleden devlet. Roboski'de 'soruşturma yürütüyorum' diyerek katliamda yakınlarını kaybedenleri, kaymakama saldırdı diye 5 kişiyi tutuklayan, 70 kişi hakkında da arama çıkaran devlet. İşte zihniyet ve adalet anlayışı bu noktalara gelmiş durumda. İşte AKP" dedi. 

Roboski'deki 4 saatlik görüntülerin açıklanmamasına eleştiri
Demokratik siyasetin önünün açılması için operasyonlara destek veren kesimlere de seslendiğini ifade eden Demirtaş, her Kürdün bu rezaletin farkında olduğunu, kapatılamayan ajansların, gazetelerin bunları yazdığına vurgu yaptı. Başbakan'ın 31 Aralık'ta, "4 saatlik Heron görüntüsü var inceliyoruz" dediğini hatırlatan Demirtaş, "O saatten bu saate 432 saat geçti. Tam 108 defa bu görüntüleri izleyebilirlerdi. Ama hükümetten çıt yok. 432 saattir bu görüntüyü izlememişler. Ya da izlemişlerse açıklamıyorlar. Hiyerarşik bir yapılanmada bunların bilinmemesi imkansız. İstihbaratı veren bombaları bırak diyen belli. Bunlar tesadüfen olmaz. Siz daha Roboski'de kimin suçlu olduğunu bulmadınız. Ama Fatma Kurtulan ile Tuncer Bakırhan'ı tek bir soruyla tutukluyorsunuz. Roboski'nin failleri nerede? Bu nedenle AKP'nin 12 Eylül faşizminden, Kenan Evren'den farkı yok" dedi. 

'Bu ülkede Kürtlere adalet yok'
Türkiye'de Kürtlere adalet olmadığını dile getiren Demirtaş, "Bu ülkede bize mahkeme yok. Bize yargısız infaz var. Katliam var, işkence var, zindan var. Bize başka bir şey yok. Bu nedenle Kürtler dağa çıkıyor. Biz göndermiyoruz. Bize sormayın. Bunlar gönderiyor. Bu ikiyüzlülüğü teşhir ederek bu kanı durdurmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Lice'de havan topuyla öldürülen Ceylan Önkol'un, YSK protestosu sırasında öldürülen İbrahim Halil Oruç'un ve polis kurşunu ile öldürülen üniversite öğrencisi Aydın Erdem'in fotoğraflarını göstererek konuşmasını sürdüren Demirtaş, "Tuncer Bakırhan tutuklu peki Ceylan Önkol'u öldürenler nerede? İbrahim Halil Oruç'un katilleri nerede? Öyle gizli saklı değil. Seçim döneminde YSK protestosunda olan bir çocuk yer de tekmeliyorlar. İşte o fotoğrafı. Hakkında tek bir soruşturma yok. Gözaltına alınan yok. Aydın Erdem, üniversite öğrencisi il binamızın önünde öldürüldü. Soruşturma kapatıldı. Kimin öldürüldüğü bilinmiyor. JİTEM'in olduğu yerde kafatasları çıkıyor. Bizim dönemizde faili meçhul yok diyor AKP. Alın yüzlerce fotoğraf koyabiliriz önünüze. Bunlarınki faşizmdir. Kürt halkına karşı düşman hukukunu uyguluyorlar. Kürde adalet yoksa Kürde düşen direnmektir. Bu korkaklar bu tirsoneklere karşı 'Berxwedan jiyane'dir. Seyit Rıza gibi, Deniz Gezmiş gibi, Kemal Pir gibi, Mazlum Doğan gibi, İbrahim Kaypakkaya gibi direneceğiz. Sokak sesini ortaya koymalıdır. Bu faşizmi protesto etmelidir. Başka türlü bu faşizm yenilmez. Haklıyız, meşru taleplerimiz var, biz kazanacağız. Anadilde eğitim istiyoruz. Kazanacağız. Herkesin kendi kültürüyle yaşamasını istiyoruz. Haklıyız kazanacağız. Kürdistan'ı da ismiyle cismiyle savunacağız. Kazanacağız. Sizin yalan tarihlerinize rağmen taleplerimizi ortaya koyacağız. Bu ülke özgür olacak. Bunların faşizmine rağmen bizim direnişimizle olacak. Bedeli neyse ödeyeceğiz. Tek bir geri adım atan bizim açımızdan namerttir. Biz kimsenin dilini kültürünü yasaklamadık. Biz sadece bu topraklara canını malını yüreğini vermiş bir halkın haklarını geri iade edilmesini istiyoruz" diye konuştu. 

'Düşman hukukuyla yaklaşıyorlar'
Kürtlerin AKP'nin ayrımcı dili yüzünden "terörist" muamelesi gördüğünü ifade eden Demirtaş, "Bizi düşman gösteriyorlar. Düşman hukukuyla yaklaşıyorlar. Sen Başbakan olarak BDP'yi hedef gösterirsen polisin bunu yapar. Canlı yayında bakan gazeteciyi tehdit ediyor. (Hüseyin Çelik'in canlı yayında gazeteci Aslı Aydıntaşbaş'ı tehdit etmesinden söz ediyor) Bu kadar pervasızlar. Çılgınlaşmış durumdalar. Dünyayı kendilerinden ibaret sanıyorlar. Bize bir şey olmaz diyorlar. Onun için canlı yayında gazeteciyi hedef gösteriyorlar. Biz değil gazeteciler meslektaşlarına sahip çıkmalıdır" dedi. Yüzlerce köşe yazarının yağcılık yaptığını ifade eden Demirtaş, eleştiren bir iki köşe yazarına dahi tahammüllerinin olmadığını belirtti. "AKP faşizmi BDP'ye boyun eğdiremez. Devletin gücünün tamamını kullanıyor. Bizim de halkımız var. Biz tutuklanan her arkadaşımızın yerine de çalışacağız. Ve daha fazla 'kahrolsun faşizm' diye bağıracağız" şeklinde konuştu. Bütçe görüşmeleri sırasında Kürt halkının taleplerinden bahseden Bülent Arınç'ın konuşmasını hatırlatan Demirtaş, birkaç gün sonra Genelkurmay Başkanı'nın başka bir dilin kamuda kullanılmasını uygun bulmadığını söylemesine karşı bir şey dememesine dikkat çekti. 

'AKP anonim şirkettir, bunlar tüccardır'
Genelkurmay Başkanı'na "Görevin olmayan şeye karışmayın" dediği için kendisi hakkında soruşturma başlattığını anımsatan Demirtaş, AKP'nin de kendine demokrat, kendine Müslüman olan büyük bir anonim şirketi olduğunu ifade etti. Demirtaş, "AKP Türkiye'nin en büyük partisi değil, en büyük anonim şirketidir. Kar dağıtır. Bir hedefi bir düşüncesi yoktur. Ama bu şirket dağılacak. O kar dağıtımı bitti mi bitecek. Türkiye'nin en büyük siyasi partisiyle değil anonim şirketi ve genel müdürünün hakaretleriyle karşı karşıyayız. Siyasetçi yok tüccar var. Tüccar var. Bildiğimiz tüccar. Zor olacak. Bedeli neyse biz ödeyeceğiz, halka ödetmeden. Bizim dışımızda umut kalmamıştır. AKP şirketi bütün muhalefeti teslim almıştır. Bu nedenle acımasızca kanunları zorlayan komplolarla üzerimize geliyorlar. 500'den fazla üniversite öğürencisi pankart açtığı, puşi taktığı için içeride. Çünkü muhalefete tahammül yok" dedi. 

'AKP döneminde cezaevleri doldu taştı'
AKP döneminde cezaevlerinin ve cezaevi kapasitelerinin arttığını ifade eden Demirtaş, "Halk isterse bir günde bu faşizmi durdurabilir. Bu zamanda vicdanını dinlemeyen başka dönemde dinlemesin. 15 bin kişi kapasitenin üzerinde cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Her önüne geleni tutukluyorlar. Türkiye'nin bütün cezaevleri tıka basa dolu. Yerlerde yatıyorlar. Kalacak yer yok. Ama her gün tutukluyorlar. 35 yeni cezaevini ihaleye çıkarıyorlar. Sağlık sorunları nedeniyle 916 tutuklu yaşamını yitirdi. Bir tutuklunun günlük iaşe bedeli 4 buçuk TL. Soğukta hasta hasta ringde bekletiliyorlar. Onur kırıcı uygulamalar var. Kadın tutuklulara dönük taciz uygulamaları devam ediyor. Bütün bu anlattıklarım başka bir ülkedeymiş gibi ayar vermiş oldukları medyada toz pembe bir tablo çiziyorlar. Bunlar sadece Suriye'de varmış gibi. Oysa Beşar Esad genel af kararı veriyor. Başbakan ise genel tutuklama kararı alıyor. Tarihi bir görevdir önümüzde duran. Her onurlu insanın görevidir. Tarih boyunca zulümler olmuştur bunlara karşı direnenler olmuştur. Ve direnenler kazanmıştır" diyerek konuşmasına son verdi. 

  • ETKİNLİKLER
  • KAMPANYALAR
  • SİYASET AKADEMİSİ
  • YURTDIŞI TEMSİLCİLİKLERİ
  • LİNKLER
  • ARŞİV
  • GÜNLÜK BASIN RAPORU
Get Adobe Flash player


DOSYA

23. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİNE AİT FEZLEKELER

DOSYA

KCK ADI ALTINDA YAPILAN OPERASYONLAR DOSYASI

DOSYA

HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ

DOSYA

DEMOKRATİK ÖZERKLİK PROJESİ

DOSYA

STÖ VE SİYASİ PARTİLER TUTUM BELGESİ



Barış ve Demokrasi Partisi Genel Merkezi

Barış Manço Cad. 1388 Sk. No:37 Balgat –ANKARA

Tel: 0312 220 19 50 | Tel: 0312 220 19 77

E-posta: bilgi@bdp.org.tr

Aylık E-Bülten edinmek için aşağıdaki alana e-posta adresinizi yazınız.